BİRİLERİ İNSANLIK MI DEDİ? HADİ ORDAN… - Gülşah Altaş

BİRİLERİ İNSANLIK MI DEDİ? HADİ ORDAN…


 

Savaşa girdin kalbim bin yara aldı beni..

Ne denli acı varsa aradı buldu beni…

 

Suriye’de insanlık dramı yaşanıyor kelimesi bile anlatacaklarımın yanında hafif kalır. Soğuk savaşın iz sürdüğü, yüzbinlerce masumun katledildiği Suriye’nin Halep bölgesine bağlı Azez kentinde insanlık adına utanç verici anlara şahitlik ettik. Yazımın başlangıcında hemen şunu belirtmeliyim ki ülkemizde ve ilimizde kol gezen Suriyeli’lere karşı bir ön yargının ben dâhil birçok kimsede oluştuğunu biliyoruz.

Gördüğüm manzara karşısında diyebilirim ki ne ön yargım kaldı, ne de bu masum insanlara karşı herhangi bir art niyetli yaklaşımım…

Elazığ İHH Yetim Birimi bayan komisyonu ile birlikte sabahın erken saatlerinde Kilis sınır kapısından Azez’e doğru yola çıktık. İlk kez göreceğim Mülteci Kampı’ndaki manzaranın nasıl olacağı, nelerle karşılaşacağım konusunda yolda hayaller kurarken, bütün hayallerimin suya düştüğünü, insanlığımdan utandığımı belirtmek isterim.

Kilis sınır kapısından Suriye topraklarına girmeden önce İHH Lojistik Merkezi’ni ziyaret ederek, hayırseverlerin kattığı güzelliklere yakinen şahitlik ettik. Hala insanlık ölmemiş diyecekseniz belki ama!!!

Hayır insanlık tamamen ölmüş, burada yaşam mücadelesi veren mültecilerin sıcak aş, giyecek, hijyen malzemesi dışında umutları bitmiş tükenmiş durumda.

Bir karış toprağa hasret kalan, vatanlarında düşman muamelesi gören bu insanlar, yemeden içmeden ayakta kalır ama vatansız ayakta kalamaz.

Lojistik Merkezi yetkililerinin canhıraş mücadelelerini gördükten sonra kendilerinden ihtiyaç duyulan malzemelerin neler olduğunu öğrendik. Buradan tüm insanlığa sesleniyorum, hatta avazımın çıktığı kadar haykırıyorum. Yürüyecek yolları dahi olmayan bu insanların, çetin kış şartlarında üzerlerini örtecek battaniyeleri dahi yok.

Elinizden geldiği kadar, az çok demeden Allah’ın aşkına yardımlarınızı esirgemeyin.

AH AZEZ AH !!!

Azez’e ayak basar basmaz karşılaştığım manzaranın ne olduğunu hemen söyleyeyim. Büyük bir kamp her tarafta bir baraka ev, çadırlar, dizlerinize kadar battığınız çamurlu yollar, insanlar ümitsiz, çocuklar gelecekten endişeli, büyük Devlet Türkiye’den gelen yardımlarla ayakta durabilen bir topluluk…

İşte ayak basar basmaz gördüğüm manzara bu…

İHH Yetim Birimi’nin günler öncesinde yaptığı çalışmalarla kış şartlarında çocuklar üşümesin diye örülen atkı ve bereleri burada kalan masum yavrulara dağıtmak üzere Bismillah diyerek başladık çalışmalarımıza.

Tel örgüler arkasında masumiyetin tavan yaptığı küçük çocuğun bakışları aldı götürdü beni benden.. o ne masum bir bakıştı Allah’ım. Bir bakışın bir ömre bedel olduğunu o gün bir daha anladım. Bir kez daha anladım ki; bakışlar asla ama asla yalan söylemez…

Malumunuz olduğu üzere kış aylarında insanlar kabanlarını giyinip sokağa çıkarken, Azez’de bırakın çocukların üzerlerinde kaban olmasını, yazlık kıyafetlerle yaşam sürüyorlar. Ayakkabıları olmadan çamurda gezen bu masumlar, her türlü hastalığa göğüs germekteler…

Hangimiz sokağa çıkarken kabanımızın altına giyeceğimiz uyumlu bir ayakkabıyı düşünmüyoruz. Gelin kendimizi bir hesaba çekelim. Bugün kombin yapıp kıyafetimizi ayakkabımızla uyumlu hale getirdiğimiz zaman mutluluğumuz tavan yapıyor değil mi?

Gözün gördüğü yalan olmaz, bizzat yaşayıp gördüm. Bu insanların bırakın kombin kıyafeti üzerlerine giyecek ne bir kabanı ne de kazakları var.

Sordum bir an kendime.. Ben insansam bu yavrumuz ne peki..

Benim ondan fazlalığım ne… Ben normal bir yaşantı sürerken onlar bomba sesleriyle sabah akşam uyanan insanlar..

 

YETİM ÇOCUKLARDAN SELAM VAR

Hepsi birbirinden güzel, masum mu masum yetim kardeşlerimizle buluştuğumuz an ise her birimizin göz pınarları kurudu adeta. Öyle içten sarılıyorlar ki, dilimizi bilseler inanın ilk cümleleri şu olurdu. Abla, ne olur bizi alın götürün buradan.

Bakışlarında; bak abla bizim burada yürüyecek bir yolumuz, okuyacak bir okulumuz, kalacak bir evimiz yok diyorlardı..

Onlar yetim çocuklar, anne ve babaları bir zalim diktatör tarafından katledilmiş evsiz, barksız bırakılmış masumlar…

Her birine ayrı bir ilgiyle yaklaşarak Elazığ’dan götürdüğümüz malzemeleri verdik. Elimizle atkı ve berelerini boyunlarına taktık…

Bir yavrumuzun bakışları karşısında hepimizin halden hale girdiğimizi, saatlerce sessiz ağlayışlarımızı sürdürdüğümüzü belirtmek isterim…

 

YÜREĞİMİ DAĞLAYAN ‘MERYEM’

 

Sınıfın kapısından içeri girer girmez onlarca çocuğun arasında bir an onunla göz göze geldim. Birkaç saniyelik o kısa bakışmada içimi yakan neler anlattı bana Meryem bir bilseniz. Kendisine yaklaştığımda yüzünde kocaman bir gülümsemeyle boynuma sarıldığı anı ise ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. Yüreği de, gözleri de kendisi kadar güzel Meryem, sanma ki bu kış hep sürecek, bu savaş hep devam edecek… Meryem, belki bir gün, bir yerlerde, çok daha iyi şartlarda seninle yeniden karşılaşacağız ama bil ki; o gün gelene kadar sen benim içimde hep bir yara olarak kalacaksın…

 

Sordum bir an kendi kendime.. Nereye gidiyoruz ey insanlık diye?

Ama sorumun cevabını kendim dahi cevaplayamazken, deli sorularla 24 saati Azez’de geçirdim.

İHH’nın birçok konuda mülteci kampında kalanlara destek verdiğini, okul, üniversite gibi eğitim faaliyetlerine öncülük ettiğini de bizatihi görme fırsatı yakaladım.

Çocuklar gülsün diye, bütün güzellikleri sergileyen İHH’ya bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ne olursunuz mazlumların yaşantısını görmeden, insanlıktan bahsetmeyin. Bir  bölgede bu kadar olumsuz bir durum varken, diğer bölgelerdeki durumu da varın siz tahayyül edin..

Bir sonraki durağımız neresi olur bilmem ama!!!

İnsanlığın geldiği noktayı dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Belki birçok notu yansıtmak istemedim ama kendimizi ciddi ciddi sorguya çekmenin vakti geldi diye düşünüyorum.

 

HADİ BOŞVERELİM BUNLARI, TATİL PLANLARI YAPALIM !!!

Akşam sebzeli pilavın yanına hangi etli yemeği pişirsem acaba?

Bilmem hangi markanın kaç yüz liralık çantasını, ayakkabısını stoklar tükenmeden bir an önce almalıyım..

Arabamdan da artık çok sıkıldım, modelini yükseltme zamanım geldi sanırım...

Bu perdelerin de modası geçti artık, hemen yeni zebra, store bilmem ne modellerine bakmalıyım..

Cüzdanımda her bir bankanın kredi kartının limiti artık benim harcamalarıma yetmiyor, Gold Kart’tan istetmeliyim..

Kaç bin liralık cep telefonumun yeni modelleri çıkmış, Ahmet’te gördüm ben de mutlaka almalıyım..

Yaz tatili programımı şimdiden planlamalıyım. Acaba bu yıl Akdeniz’e mi gitsem, Ege’ye mi?

Ayşe hanımların yazlığı bilmem kaç bin metrekare, aynı muhitten benzer bir yazlık bende almalıyım..

Hadi biz bunları düşüneduralım, Suriye Azez’de, Yemen’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da yükselen çığlıklara kulağımızı tıkayalım..

   Saygılarımla..

    11.12.2018

    Azez /Suriye

 

elazigdetayhaber@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Ara

Şimdi onlar düşünsün?

30Ekm

Teşekkürler Sayın Başkanım

14Haz

Temmuz’u fırsata çevirmeliyiz!

01Nis
12Oca

Gelen gideni aratmadı!